Bu şehri ve diğerlerini göğe yükselen ateşler içinde seyrettiğimiz gün, rahatlayacak babalarımızın kemiği. Rahatlayacak çıkarıp öptüğümüz kanlı bıçak ve şakağıma…
Haziran bir gece yarısı Tenimde serin, gizemli ayışığı Altın kıyıları Nemli, baygın tütsüler yayan Dingin zirvelere Ezgiler eşliğinde akışan damlacıkları Usulca evrensel vadiye kanatlanan Ulaşılmaz, gizemli ayışığı...
Saray pırıl pırıl. Şarkıcılar hep bir ağızdan Destan okuyorlardı, filâvta ve rubabın akışıyla. Melike sesiyle ve bakışıyla Canlandırıyordu ziyafeti ihtişam içinde.
Nazım’cığım, Üzülme.sen orada sıkıldıkça biz burada daha çok azap çekiyoruz. Bilirsin,benin güzel bir huyum vardır,her felaket karşısında taş kesilirim.