Melahat Togar, "Seçme Mektup ve Şiirler" e yazdığı önsözü, Rilke'nin bir zamanlar Hörderlin için yazdığı şu satırlarla noktalıyor: " Nasıl olur bu? Bunca güzellik, ölçülerde geçişlerde bu olağanüstülük... herşey, ama herşey sonsuzluk, böylesine duyulmuş ve dile gelmiş olsun; beri yanda insanlar bunlara gereksinim duymadan yaşamlarını sürdüregitsin... bu nasıl olur?"
Sanıyorum bu soru, şiir, müzik, resim... kısaca sanat aracıyla sonsuzluğun ürpertisini duymuş her insanın kendi kendine sorduğu EZELİ BİR SORUDUR.
Bir bakıma bu soru, sosuzlukla temasın öteki basamaklarında, yani bilmek tutkusunda, dostlukta, aşkta, duada, özverili eylemde de kendini hep hissettirir...
Nitekim, yine Rilke Malte Lourits Birgge'nin o ünlü " Mümkün müdür?" diye başlayan paragraflarında, bu soruyu insanoğlunun bütün " başarı" larına uyarlayarak bu defa tersinden sorar:
"Mümkün müdür, görmek düşünmek ve yazmakla binlerce yıl geçmiş bulunsun ve binlerce yıl tere yağlı bir dilim ekmekle bir elma yenen bir okul teneffüsü gibi kaybedilmiş olsun"...
"Mümkün müdür, icatlara, ilerlemelere rağmen; kültüre, dine, felsefeye rağmen HAYATIN YÜZEYİNDE KALINSIN? Mümkün müdür, bilinmesi yinede bir kazanç olan bu yüzey bile, yaz tatillerinde salon mobilyaları gibi, aklın alamayacağı kadar YAVAN BİR KILIF ile kaplansın"
"Mümkün müdür, ölen yabancıdan bahsedecek yerde, etrafına üşüşen kalabalığı, daima yığınların lafı edildiği için, geçmiş yanlış olsun".
"Mümkün müdür, bütün bu insanlar, asla var olmamış bir geçmişi tamamen bilsinler! Mümkün müdür, bütün hakikatler onlar için bir şey olmasın? Mümkün müdür, hayatları boş odalardaki saatler gibi herşeyden kesilmiş geçsin?"
Mümkün müdür yaşayan kızlar bilinmesin? Mümkün müdür, kadınlar densin, çocuklar densin ve bu kelimelerin çoktandır ÇOĞULLARI yoktur, sayısız tekilleri vardır, farkına varılmasın? Tekmil okumuşluğa rağmen farkına varılmasın."
Bütün bu sorulara, Rilke ile birlikte hiç tereddütsüz "EVET MÜMKÜNDÜR" demek için çok fazla düşünmeye gerek yok. Sadece gazetelere, televizyonlara, ders kitaplarına, siyasetçilerin demeçlerine, köşe yazılarına... bir göz atmak bile bütün bunların sadece mümkün değil aynı zamanda mukadder olduğunu göstermeye yetiyor...
Öyleyse diyor Rilke, " NE PAHASINA OLURSA OLSUN, BİR ŞEY YAPMALI. Her hangi birisi, yani insanı tedirgin eden bu şeyleri ilk defa DÜŞÜNEN birisi, ihmal edilmiş işleri telafiye başlamalıdır. Hatta rastgele birisi olsun, bu işin tam ehli olmasın: Bu işi yapacak başka kimse yok ki.(!)..."
Nabi Avcı
"İnsan ne de NANKÖR" (Ayet-i Kerime Meali)
Benim boynum ufak, onun da ufaktı Kıvırcık saçlarından öpmediğim için onu Onun bu ocakta yanan toprağı Bir gece rüyamda avuçlarımı yaktı Benim boynum ufak, onunda ufaktı
Mona Roza' dan
|