|
| |
|
 |
| |
 |
| Kafka'nın Dönüşümü Üzerine |
|
|
“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu…”
Kafka’nın 1912’de yazdığı Dönüşüm adlı anlatısının bu ilk cümlesi, tüm olağandışılığına, dahası şaşırtıcılığına, ürkünçlüğüne karşın, giderek daha da ürkütücü bir olağanlığa bürünecek bir öykünün habercisidir.
Babaya Mektup’ta ve Yargı’da olduğu gibi, burada da oğul ve baba söz konusudur. Ama, Dönüşüm, birçoklarına göre Kafka’nın yabancılaşma duygusunu en güçlü biçimde yansıttığı yapıtıdır aynı zamanda. Bir sabah yatağında bir böcek olarak uyanan Gregor Samsa, bilinci ve istemi dışında gerçekleşen bu dönüşümü bir türlü kabullenemez. Ailesi ve patronu ise, kısa bir şaşkınlığın ardından, onun artık bir böcek olduğunu kabullenirler. Ama böcek olmakla alışageldiği şeylerden koparak yepyeni bir konuma giren Gregor Samsa da, o güne kadar sürdürdüğü yaşama da, çevresindekilere de, bambaşka bir gözle bakacaktır...
|
(Devamı... | 7188 bytes more | Yorumlar? | | Kitap Tahlili | Skor: 0) |
|
 |
| |
|
 |
| |
|
 |
| |
|
|
Tamam. Kimse bize 'Ulysses'i okuyun' demiyor. Ya da ne bileyim 'Decameron'u ya da 'Niteliksiz Adam'ı okumamızı söylemiyor. Ama bu kadar mı boşa atılır bir olta. İsmet Özel’in o ünlü şiirinin adını ödünç alırsam, ‘Evet, isyan’ diyorum. Sabrımla bilinen ben bile, hoşgörüyü artık bir kenara koymak gerek diyorum ve o isyana sizi de davet ediyorum... Bir ‘Dur!’ demenin, bir ‘Yetti artık!’ demenin vakti gelmedi mi sizce de... Bu pespaye akıl vermeler, bu postmodern olana bile pabucunu ters giydiren ucuzluklar, bu gizemli olduğu söylenen rakamlar, bir parça kokuşmuş peyniri bulmamız için şaşkın bir fareye çevrilerek bırakıldığımız labirentlerle dolu kitaplar...
Marquez, Kırmızı Pazartesi’de çocukken şahit olduğu bir olayı anlatır: İşleneceğini bütün kasabanın bildiği ama engel olmak için kimsenin kılını kıpırdatmadığı bir cinayeti anlatır. Bir delikanlıdır öldürülecek olan, herkes bilir, herkes susar...
|
(Devamı... | 3609 bytes more | Yorumlar? | | Kitap Tahlili | Skor: 0) |
|
 |
| |
|
 |
| |
|
 |
| |
 |
| Mişima'nın en büyük hayali |
|
|
Bir ergenin kendi bedeni üzerinden giriştiği yaşam ve ölümle hesaplaşma sürecini; ölüm, kan ve intihar saplantısı, modern yaşamın reddi, eşcinsellik gibi temalar üzerinden anlattığı otobiyografik özellikler taşıyan romanı 'Bir Maskenin İtirafları'nda da yazdığı gibi kanlı bir ölüm, hastalıklarla geçen çocukluğundan beri Yukio Mişima'nın en büyük hayallerinden biriydi.
Modern insanın içsel sorunlarını savaşlarla kuşatılmış tarihinden, toplumsal bilinçten, ideoloji, iktidar ve geleneklerden ayrı düşünemeyiz. Tüm bireysel travmalar, sapkınlık olarak adlandırılan aykırılıklar, sadece ortaya çıktığı çağ ile değil, toplumsal ve tarihi süreci içinde değerlendirilirse objektif bir anlamlandırma yapılabilir ancak. Tutkuyla bağlanarak yoğun ilgi duyduğu ölüm ve işkence kavramlarının yanı sıra kan ve acıyla ilintili fantezilerini eserlerine de yansıtan Yukio Mişima’yı da bir çırpıda ‘sapkın’ bir yazar olarak yaftalamak kolay!...
|
(Devamı... | 9075 bytes more | Yorumlar? | | Kitap Tahlili | Skor: 0) |
|
 |
| |
|
|
Uzun bir döneme yayılıyor André Gide’in Günlük’ü; 1889’dan 1949’a kadar uzanıyor. Günlük tutmaya 14-15 yaşlarında başlamış Gide. Bu serüvende İsviçreli yazar Amiel’in payı var. Gerçekten de Gide onun Journal intime’ini okuduktan sonra yaşadıklarını not defterine aktarmaya başlıyor ve uzunlu kısalı duraklamalar dışında, yaşamı boyunca kitap yazmanın yanı sıra günlük tutmayı da sürdürüyor; hatta zamanla yapıtlarındaki başlıca kişilerin de günlük tuttuğu görülüyor. Gide görev bilmiş, özenle, disiplinle sürdürmüş bu etkinliği: “Günü gününe günlük tutmak: iyi bir disiplin bu” diye yazıyor Günlük’te (26 Eylül 1915).
Yapıtlarının Ana Kalıbı
Gide, daha işin başlangıcındayken içine her şeyi koyacağı bir kitap yazmayı amaçlamıştı, edebiyat alanına adım attığı ilk yapıt olan Les Cahiers d’André Walter (André Walter’in Defterleri) de işte bu Günlük’ten doğmuştu. Gerçekten de Günlük’ün pek çok sayfası bütünüyle Les Cahiers d’André Walter’de yer almıştır.
Gide’in tuttuğu notlara bakıldığında bunlar okura günlerin akışındaki yaşamdan oluşturulmuş bir derleme gibi görünebilir; ya da isterseniz şöyle diyelim: Bu notlar bütünü, Gide’in kendisiyle ilgili, kendisi üstüne bir deneme görünümündedir. Gide’in yazdıklarını incelemiş olan Roland Barthes da Günlük’ün bir sanat yapıtı olarak düşünülebileceği görüşünde. Bakın ne diyor: “...içinde itiraf ile yaratma arasında kalan öyle cümleler var ki tek yapılacak şey bunlara bir romanda yer vermek.” Aslında Gide’in günlüğü yapıtlarının ana kalıbı niteliğinde; Günlük sayfalarında ilerledikçe okur onun yapıtlarının doğuşuna da tanık oluyor, yapıtına ilişkin eleştirisinin temellerini orada buluyor bir bakıma.
Barthes’ın bir gözlemi daha var Günlük konusunda: Barthes’a göre Gide’in yapıtları onun derinliğini oluşturuyor, Günlük ise yüzeyini, görünüşünü; yazar burada kendini resmediyor, en uç noktalarını yan yana diziyor, yaptığı okumalar, düşünceleri, anlattıkları, bu uç noktaların ne kadar uzaklara vardığını, yüzeyinin de ne kadar uçsuz bucaksız olduğunu gösteriyor...
|
(Devamı... | 11207 bytes more | Yorumlar? | | Kitap Tahlili | Skor: 0) |
|
 |
|
|
|
|
| Toplam Üye: |
1493 |
| Aktif Üye: |
31 |
| Aktif Ziyaretçi: |
133 |
|
|
|
|
|
© Sfenks.net 2007 her hakki saklidir.
Sitedeki yazılar 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır.
Yazar ve Şairlerinden izin alınmadan, eserler, hiç bir ortamda kullanılamaz.
Yazilarin her türlü hukuki sorumlulugu yazi sahibine aittir
|