H.P.Lovecraft - Yabancı  Kumarbaz Argümanı ve Eleştirisi  Bizim Referandum!  Mavi Gözlü Dev  Sezen Aksu - Tükeneceğiz (Video)  Amin Maalouf - Afrikalı Leo  Judith Butler - Toplumsal Cinayet D...  İsrail kaşınmaya devam ediyor!  Gabriel G. Marquez - Beşyüz Günlük ...  Friedrich HÖLDERLİN - Ruh Huzuru 
 
 Kim en derin olanı düşünürse sever en canlı olanı

'Düşünmek Ne Demektir' bir felsefe dersi metni olsa da şiirden asla kopmaz, neredeyse demeyeceğim tamamıyla anlamını orada bulur. Şiirin filozofu Hölderlin ise felsefenin şairi de Heidegger'dir. Siz de Heidegger cümlelerine düşkünseniz Düşünmek Ne Demektir’i okumalısınız. Zaten nerede bir Heidegger metni varsa döner şiire değer ve Hölderlin’de konaklar. Düşünmek Ne Demektir bir felsefe dersi metni olsa da şiirden asla kopmaz, neredeyse demeyeceğim tamamıyla anlamını orada bulur. Şiirin filozofu Hölderlin ise felsefenin şairi de Heidegger’dir. Ardı sıra gelen, mantık aşkını, şiirsel olandan beslenen ritmik cümlelerle, altı çizilesi tanımları patlatarak ilerler zambaklı filozofun kitabı. Hafıza, düşünmenin toplanmasıdır. Böylesi bir tanım gereksiz ve sebepsiz değildir elbette.

(Devamı... | 4578 bytes more | Yorumlar? | Yazıcı Dostu PDF Format | Kitap Tahlili | Skor: 0)
 
 Kafka'nın Dönüşümü Üzerine

“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu…”

Kafka’nın 1912’de yazdığı Dönüşüm adlı anlatısının bu ilk cümlesi, tüm olağandışılığına, dahası şaşırtıcılığına, ürkünçlüğüne karşın, giderek daha da ürkütücü bir olağanlığa bürünecek bir öykünün habercisidir.

Babaya Mektup’ta ve Yargı’da olduğu gibi, burada da oğul ve baba söz konusudur. Ama, Dönüşüm, birçoklarına göre Kafka’nın yabancılaşma duygusunu en güçlü biçimde yansıttığı yapıtıdır aynı zamanda. Bir sabah yatağında bir böcek olarak uyanan Gregor Samsa, bilinci ve istemi dışında gerçekleşen bu dönüşümü bir türlü kabullenemez. Ailesi ve patronu ise, kısa bir şaşkınlığın ardından, onun artık bir böcek olduğunu kabullenirler. Ama böcek olmakla alışageldiği şeylerden koparak yepyeni bir konuma giren Gregor Samsa da, o güne kadar sürdürdüğü yaşama da, çevresindekilere de, bambaşka bir gözle bakacaktır...

(Devamı... | 7188 bytes more | Yorumlar? | Yazıcı Dostu PDF Format | Kitap Tahlili | Skor: 0)
 
 Cebelavi kimdi, çocukları kimlerdi?

Mahfuz'un 'Cebelavi Sokağı'nın Çocukları', 1959 yılında tefrika edildiğinde aforoz edilmişti. Arapça ilk ve tek baskısı 1967 yılında Lübnan'da yapılabildi. Kitabın Türkiye macerası da farklı değil. Peki ne yazmıştı da böyle yasaklarla karşılaşmıştı Mahfuz? Cebelavi kimdi, çocukları kimlerdi? Ona öfkeyle saldıranlar bu sokağın neresindeydiler? İlk kez 1959 yılında El- Ahram gazetesinde tefrika halinde yayımlanan Cebelavi Sokağı’nın Çocukları, İslam dünyasının en eski dini kurumu sayılan El Ezher Üniversitesi tarafından aforoz edilmişti.

‘Dini aşağılıyor’ iddiasıyla Başkanlık Sarayı’na yapıla şikâyet, eleştirmenlerin romanı kötüleme kampanyaları, sokaklara dökülen göstericiler; sonuçta kitap haline getirilmesi mümkün olmamıştı. Arapça ilk ve tek baskısı 1967 yılında Lübnan’da yapılabildi.

(Devamı... | 10097 bytes more | 1 Yorum | Yazıcı Dostu PDF Format | Kitap Tahlili | Skor: 0)
 
 Lessing'in kıyamet öyküsü

Nobel ödüllü yazar Doris Lessing, 1974'te yazdığı ancak dilimize yeni çevrilen distopik romanı 'Hayatta Kalma Güncesi'nde, dünyamızı bekleyen olası bir kıyamet öyküsünü, değişik kimliklere bölünen yaşlı ve bilge bir kadının ağzından aktarıyor. Doris Lessing’in, 1956’da komünizme sırt çevirişinden altı ay sonra yazdığı ve kadın hareketinin köşetaşlarından biri olarak görülen Altın Defter (1962), artık yazamayan bir yazarın, Anna Wulf’un kimlik krizi ve kişilik bölünmelerini temel alır. Yazarın kişiliğinin bir bölümüne odaklanmıştır her defter. Sarı defterde Anna’nın kendi üzerine yazdığı roman, siyah defterde Afrika deneyimleri, kırmızı defterde politik duruşu, mavi defterde ise gündelik olaylara yer verilir; ruhsal çöküntünün çözümlemesi ise altın defter ile gelecektir.

(Devamı... | 8199 bytes more | Yorumlar? | Yazıcı Dostu PDF Format | Kitap Tahlili | Skor: 0)
 
 Flaubert'in on yedi yaşı

Flaubert, 'Madame Bovary'i yazarken otuz yedi yaşındaydı. 'Bir Delinin Anıları' ise gencecik bir adamın kaleminden, Bovary'den tam yirmi yıl önce çıkmış. Ama ne kalem! Gençlik çağından başlayarak yaygın kabul gören basmakalıp düşüncelerden tiksinmiş, hatta çok sonra 'Yerleşik Düşünceler Sözlüğü'nü yazacak bir yazarın hırçınlığı! 1821-1880 yılları arasında yaşamış Gustave Flaubert, “Ben bugünün okuru için değil, dil yaşadığı sürece ortaya çıkabilecek tüm okurlar için yazıyorum” demiştir. Nasılsa bir önsezi, bir içgörü; bilmiş olacak... Zira bugün de Fransız edebiyatının şüphesiz en büyüklerindendir Mösyö. Zaman ve tarih, hiçbir zaman yanılmıyor.

(Devamı... | 4883 bytes more | Yorumlar? | Yazıcı Dostu PDF Format | Kitap Tahlili | Skor: 0)
 
 Evet, isyan...

Tamam. Kimse bize 'Ulysses'i okuyun' demiyor. Ya da ne bileyim 'Decameron'u ya da 'Niteliksiz Adam'ı okumamızı söylemiyor. Ama bu kadar mı boşa atılır bir olta. İsmet Özel’in o ünlü şiirinin adını ödünç alırsam, ‘Evet, isyan’ diyorum. Sabrımla bilinen ben bile, hoşgörüyü artık bir kenara koymak gerek diyorum ve o isyana sizi de davet ediyorum... Bir ‘Dur!’ demenin, bir ‘Yetti artık!’ demenin vakti gelmedi mi sizce de... Bu pespaye akıl vermeler, bu postmodern olana bile pabucunu ters giydiren ucuzluklar, bu gizemli olduğu söylenen rakamlar, bir parça kokuşmuş peyniri bulmamız için şaşkın bir fareye çevrilerek bırakıldığımız labirentlerle dolu kitaplar...

Marquez, Kırmızı Pazartesi’de çocukken şahit olduğu bir olayı anlatır: İşleneceğini bütün kasabanın bildiği ama engel olmak için kimsenin kılını kıpırdatmadığı bir cinayeti anlatır. Bir delikanlıdır öldürülecek olan, herkes bilir, herkes susar...

(Devamı... | 3609 bytes more | Yorumlar? | Yazıcı Dostu PDF Format | Kitap Tahlili | Skor: 0)
 
 Birileri ölürken Gazze'ye şiir yazılmaz

Uzun süredir yayınladığı şiirler ve yayın yönetmenliğini yaptığı İzdiham dergisi ile edebiyat dünyasının 'ellerini nereye koyacağını bilemeyen şairi' Bülent Parlak’ın şiir kitabı Sevgili Huzursuzluğum Selis'ten çıktı.

Sevgili Huzursuzluğum adını verdiği kitabında 22 şiire yer veren Bülent Parlak,  geleneğin izlerini taşımakla beraber bağımsız tavrı ile de dikkat çeken bir şair.

(Devamı... | 2550 bytes more | Yorumlar? | Yazıcı Dostu PDF Format | Kitap Tahlili | Skor: 0)
 
 Tek mekân, üç insan

'Aspern'in Mektupları' Henry James'in kısa romanları arasında en önemlisidir. Hikâye gerçek bir olaydan, Lord Byron'un Mary Shelley'e yazdığı mektupları bulmak için çabalayan bir Amerikalının kurduğu plandan esinleniyor. Tiyatro ve operada sahnelenen eser, 1947 yılında sinemaya da uyarlanmıştı.Romanları üzerinde fikir birliğine varılmış bir yazar değildir Henry James. Kimileri onun katı biçimci, zarif ve romantik üslubunu göklere çıkarmış kimileri ise romanlarını hayattan kopuk bulmuştur. Ancak roman kuramına yaptığı katkıları inkar etmek mümkün değildir. Modern Amerikan romanının temellerini atmakla kalmamış romanın bir sanat dalı haline gelmesinde önemli bir rol oynamıştır.

(Devamı... | 9096 bytes more | Yorumlar? | Yazıcı Dostu PDF Format | Kitap Tahlili | Skor: 0)
 
 Mişima'nın en büyük hayali

Bir ergenin kendi bedeni üzerinden giriştiği yaşam ve ölümle hesaplaşma sürecini; ölüm, kan ve intihar saplantısı, modern yaşamın reddi, eşcinsellik gibi temalar üzerinden anlattığı otobiyografik özellikler taşıyan romanı 'Bir Maskenin İtirafları'nda da yazdığı gibi kanlı bir ölüm, hastalıklarla geçen çocukluğundan beri Yukio Mişima'nın en büyük hayallerinden biriydi.

Modern insanın içsel sorunlarını savaşlarla kuşatılmış tarihinden, toplumsal bilinçten, ideoloji, iktidar ve geleneklerden ayrı düşünemeyiz. Tüm bireysel travmalar, sapkınlık olarak adlandırılan aykırılıklar, sadece ortaya çıktığı çağ ile değil, toplumsal ve tarihi süreci içinde değerlendirilirse objektif bir anlamlandırma yapılabilir ancak. Tutkuyla bağlanarak yoğun ilgi duyduğu ölüm ve işkence kavramlarının yanı sıra kan ve acıyla ilintili fantezilerini eserlerine de yansıtan Yukio Mişima’yı da bir çırpıda ‘sapkın’ bir yazar olarak yaftalamak kolay!...

(Devamı... | 9075 bytes more | Yorumlar? | Yazıcı Dostu PDF Format | Kitap Tahlili | Skor: 0)
 
 Gide Günlükleri

Uzun bir döneme yayılıyor André Gide’in Günlük’ü; 1889’dan 1949’a kadar uzanıyor. Günlük tutmaya 14-15 yaşlarında başlamış Gide. Bu serüvende İsviçreli yazar Amiel’in payı var. Gerçekten de Gide onun Journal intime’ini okuduktan sonra yaşadıklarını not defterine aktarmaya başlıyor ve uzunlu kısalı duraklamalar dışında, yaşamı boyunca kitap yazmanın yanı sıra günlük tutmayı da sürdürüyor; hatta zamanla yapıtlarındaki başlıca kişilerin de günlük tuttuğu görülüyor. Gide görev bilmiş, özenle, disiplinle sürdürmüş bu etkinliği: “Günü gününe günlük tutmak: iyi bir disiplin bu” diye yazıyor Günlük’te (26 Eylül 1915).

Yapıtlarının Ana Kalıbı

Gide, daha işin başlangıcındayken içine her şeyi koyacağı bir kitap yazmayı amaçlamıştı, edebiyat alanına adım attığı ilk yapıt olan Les Cahiers d’André Walter (André Walter’in Defterleri) de işte bu Günlük’ten doğmuştu. Gerçekten de Günlük’ün pek çok sayfası bütünüyle Les Cahiers d’André Walter’de yer almıştır.

Gide’in tuttuğu notlara bakıldığında bunlar okura günlerin akışındaki yaşamdan oluşturulmuş bir derleme gibi görünebilir; ya da isterseniz şöyle diyelim: Bu notlar bütünü, Gide’in kendisiyle ilgili, kendisi üstüne bir deneme görünümündedir. Gide’in yazdıklarını incelemiş olan Roland Barthes da Günlük’ün bir sanat yapıtı olarak düşünülebileceği görüşünde. Bakın ne diyor: “...içinde itiraf ile yaratma arasında kalan öyle cümleler var ki tek yapılacak şey bunlara bir romanda yer vermek.” Aslında Gide’in günlüğü yapıtlarının ana kalıbı niteliğinde; Günlük sayfalarında ilerledikçe okur onun yapıtlarının doğuşuna da tanık oluyor, yapıtına ilişkin eleştirisinin temellerini orada buluyor bir bakıma.

Barthes’ın bir gözlemi daha var Günlük konusunda: Barthes’a göre Gide’in yapıtları onun derinliğini oluşturuyor, Günlük ise yüzeyini, görünüşünü; yazar burada kendini resmediyor, en uç noktalarını yan yana diziyor, yaptığı okumalar, düşünceleri, anlattıkları, bu uç noktaların ne kadar uzaklara vardığını, yüzeyinin de ne kadar uçsuz bucaksız olduğunu gösteriyor...

(Devamı... | 11207 bytes more | Yorumlar? | Yazıcı Dostu PDF Format | Kitap Tahlili | Skor: 0)

 
Sayfa Seç ile 3 Sayfalar.
      Kültürel Üyelik
      Sfenks Konular
RAHATSIZ YAZILAR
Kahve Molası
İntihar Notları
Aşk Böceği
Tüm Yazarlar »»»
      Sfenks Evraklar
      Kültür Menü
Toplam Üye: 1493
Aktif Üye: 31
Aktif Ziyaretçi: 133
Üye Adı
Şifre
          Yeni Üye KayıtYeni Üye Kayıt
          Şifremi UnuttumŞifremi Unuttum
      Sürgündeki Notlar
· Adalet AĞAOĞLU
· Adolf HİTLER
· Ahmet ALTAN
· Ahmet ARİF
· Ahmet Hakan COŞKUN
· Ahmet KAYA
· Alain BOSQUET
· Alan Durning
· Alan Lightman
· Aleksandr S. Puşkin
· Alfred de MUSSET
· Alfred de VIGNY
· Ali BAYRAMOĞLU
· Ali Erdem ÖLMEZ
· Ali Şeriati
· Alparslan TÜRKEŞ
· Anna KARAVAEVA
· Antonin ARTAUD
· Arthur RIMBAUD
· Ataol BEHRAMOĞLU
· Atatürk
· Atlantis
· Attila JÒZSEF
· Attila İLHAN
· Ayşe Büşra Erkeç
· Aziz NESİN
· Aztekler
· Aşık VEYSEL
· Baki Özgür TUĞAY
· Benno BARNARD
· Bertolt BRECHT
· Bertrand RUSSELL
· Bob Dylan
· Boris PASTERNAK
· Bülent ECEVİT
· Bülent Parlak
· Cahit Sıtkı TARANCI
· Can DÜNDAR
· Can YÜCEL
· Celil MEMMEDGULUZADE
· Cem KARACA
· Cemal SÜREYA
· Cemil MERİÇ
· Cesare PAVESE
· Charles BAUDELAIRE
· Che GUEVARA
· Chuck Palahniuk
· Constantinos KAVAFIS
· Dans
· Demet BULDU
· Deniz Gezmiş
· Dücane CÜNDİOĞLU
· Edebi Biyografi
· Edebiyat
· Edgar ALLAN POE
· Edip Cansever
· Eflatun
· Emel İrtem
· Emre KONGAR
· Erdal ÖZ
· Erzurumlu EMRAH
· Eski Mısır
· Ezra POUND
· Fakir BAYKURT
· Faruk Nafiz Çamlıbel
· Fazıl Hüsnü Dağlarca
· Federico G. Lorca
· Fethullah GÜLEN
· Franz Kafka
· Friedrich Nietzsche
· Fyodor Dostoyevski
· G.Garcia Marquez
· George Orwell
· Gerard de NERVAL
· Gez Gör Keşfet
· Goethe
· Guillaume APOLLINAIR
· Gülay GÖKTÜRK
· Gökhan Özcan
· Halit Fahri OZANSOY
· Hasan Karahan Sönmez
· Haşmet BABAOĞLU
· Hekimoğlu İSMAİL
· Hüseyin Avni GEZGİN
· Hüseyin HATEMİ
· Isaac ASIMOV
· Jacques PREVERT
· Jean-Jacques ROUSSEA
· John MASEFIELD
· John STEINBECH
· Josef STALİN
· JoseMaria de HEREDİA
· Kara Mizah
· Karakalem
· Karl MARX
· Kenan KALECİKLİ
· Kitap Tahlili
· Kizu TOYOTARA
· Konfücyüs
· Lanetli Sınıf
· Langston HUGHES
· Lenin
· Leonard Cohen
· Leslie Morgan COLLIN
· Levni
· Louis ARAGON
· Mahatma GANDHİ
· Maya Uygarlığı
· Mehmet Akif Ersoy
· Mehmet BARLAS
· Mehmet PEKKÜÇÜKŞEN
· Mehmet Şener
· Mevlana
· Mikhail ISSAKOVSKI
· Murathan MUNGAN
· Nazım HİKMET
· Necip F.KISAKÜREK
· Necmettin ERBAKAN
· Nedim
· Nevzat TARHAN
· Neyzen TEYFİK
· Nihat GENÇ
· Nikolaevich TOLSTOY
· Nostalji Türk
· Nostalji Yabancı
· Nuri PAKDİL
· Nurullah GENÇ
· Olcay BEKİROĞLU
· Omer HAYYAM
· Opera ve Bale
· Orhan KEMAL
· Orhan PAMUK
· Orhan Veli KANIK
· Oruç ARUOBA
· Ozdemir ASAF
· P.J . JOUVE
· Pablo NERUDA
· Paul ELUARD
· Paul VALERY
· Paul VERLAINE
· Philippe SOUPAULT
· Pierre de RONSARD
· Pir Sultan ABDAL
· Pınar POTUK
· Rafael A. MARTINEZ
· Rainer Maria RILKE
· Rene CHAR
· Resim ve Fotoğraf
· Reşat N. GÜNTEKİN
· Robert DESNOS
· Röportaj
· Said NURSİ
· Sait ÇAMLICA
· Salah BİRSEL
· Salvatore QUASIMODO
· Samed VURGUN
· Sanat
· Selahaddin HİLAV
· Selim İLERİ
· Seyh EDEBALİ
· Seyh Sad-i ŞİRAZİ
· Seyh ŞAMİL
· Sezai KARAKOÇ
· Sfenks
· Sfenks Haber
· Sfenks Komplo
· Sigmund FREUD
· Sinema
· SKL Hareketi
· Sokrates
· Soner YALÇIN
· Stephane MALLARME
· Sır'lı Ayna
· Tünay Süer
· T. S. ELIOT
· Tamara
· Teneke
· Ters Köşe
· Theophile GAUTIER
· Tiyatro
· Tristan TZARA
· Turgut UYAR
· Turkadin
· Uğurtan AKGÜL
· Victor Hugo
· Vladimir MAYAKOVSKI
· William SHAKESPEARE
· World Culture
· Yahya Kemal Beyatlı
· Yannis RITSOS
· Yaşar KEMAL
· Ümit Yaşar OĞUZCAN
· Yorgo SEFERIS
· İpek ONGUN
· İskender PALA
· İsmet ÖZEL
· İtalo Calvino
· Yunus EMRE
· Yusuf Ziya ORTAÇ
· Yılmaz ERDOĞAN
· Zeki MÜREN
· Ömer ÇELİK

      Sanat'a sahip ol !
© Sfenks.net 2007 her hakki saklidir. SiteMap
Sitedeki yazılar 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca korunmaktadır.
Yazar ve Şairlerinden izin alınmadan, eserler, hiç bir ortamda kullanılamaz.
Yazilarin her türlü hukuki sorumlulugu yazi sahibine aittir